hayatımın ''iyi ki varsın'' kişileri

31 Ekim 2014 Cuma, 03:02 sularında İzni Burak Demirtaş tarafından #genel konularında yazılmış.
Yazıldığından bu yana, 7242 kez okunmuş ve 9 yorum almış.

Yaşadığımız süre zarfı içerisinde hayatımıza bi' çok insan girip, çıkıyor. Her ne kadar az sayıda olsalar da, bu insanların bazıları için "iyi ki hayatımda, iyi ki var" diyoruz. Herkesin hayatında böyle insanlar bulunmayabilir belki ama, ben bu konuda oldukça şanslıyım ki böyle insanlara sahibim. Her ne kadar bi' kelimeyle, hediyeyle veya ani bi' sürprizle onlara "iyi ki varsın" mesajını ara ara veriyor olsam da, bazı zamanlar "acaba yeteri kadar hissettirebiliyor muyum?" diye düşünüyorum. Günümüzde artık bi' dost kazanmak ne kadar zor ise, kaybetmekte bi' o kadar kolay. Hal bu iken, sahip olduğum şeylerin kıymetini bilme çabasında olmam, gayet normal bi' davranış kendimce. 

Bu nedenle gecenin şu saatinde bu yazıyı "iyi ki hayatımda" dediğim kardeşlerim, dostlarım, arkadaşlarım için yazıyorum. Hepsinden biraz biraz bahsedip, onlara elimden geldiğince bi' kez daha "iyi ki varsın" demeye çalışıcam.. sürç-i lisan edersem affola.

Canna

İlk önce Canan'dan başlamak istedim. Çünkü hem en iyi dostlarımdan, arkadaşlarımdan; hemde kuzenim olması sebebiyle bu önceliği haketti... Tanışmamız, O henüz iki yaşında iken gerçekleşmiş. Öyle ki, adımın "Burak" olmasında emeği büyük, çünkü buna küçük yaşına rağmen o karar vermiş. Allah'tan şans yanımdaymış da, ağzından saçma bi' kelime çıkmamış. Seneler geçtikçe bağımız daha da kuvvetli bi' hale geliyor Canan'la. Her ne kadar farklı karakteristik özelliklerde olsakta, birbirini tamamlayan iki dost, iki kardeş olabiliyoruz. Canan'ın hayatı boyunca başına bela olabilecek tertemiz bi' kalbe sahip olmasından başka bi' kusuru yok gözümde. Evet, tek kusuru tertemiz bi' kalbe sahip olması. İnsanlara çabuk güvenebilmesi, inanabilmesi; gerek iş hayatında, gerek kişisel hayatında başına yığınla üzüntü getirse de, pes eden ve savaşmayı bırakan bi' yapısı yok. En sevdiğim özelliklerinden biri de bu tabi ki. Aslında bende insanlara çabuk güvenirim, ama Canna'nın mekanizması bu konu da çok daha zayıf. Canna ile başımızdan geçen olaylara tek tek değinecek olsam, bu yazı hiç bitmeyebilir, o yüzden sade bi' şekilde bahsedicem. Gerçi bu kızdan sade bi' şekilde nasıl bahsedebilirim bu konu inanın bi' fikrim yok. Her neyse, öyle yada böyle bu zamana kadar hep birbirimizin yanında olmaya çalıştık ve oldukta. Bundan sonra da olacağımızdan şüphem yok. Doğduğum anda öncelikle böyle bi' aileye sahip olduğum için hayata 1-0 önde başlamışken, bi' de Canna gibi kuzenim olduğunu öğrenmem 2-0 öne geçtiğimin habercisi oldu. "İyi ki hayatımda" dediğim başlıca insanlarda olan canımın Canan'ına sevgilerimi yolluyorum.

Sema K.

Canna - BuKi - Sema'dan oluşan o muhteşem 3'lümüzün bi'tanesine gelelim. Sema K., Canna'nın en yakın dostu. Hatta O'nun söylemiyle "diğer yarım". Evet, onlar birbirlerine "diğer yarım" diye hitap ediyorlar. Bende bu tatlı ikilinin arasına üçüncü olarak girdim. Onlar bi' elmanın iki farklı yarısı ise, bende o elmanın sapı oluyorum galiba. (Bu şimdi aklıma geldi, ama bence süper oldu.) Sema K. ile tanışmamıza değineyim. Canna'nın arkadaş çevresi ile ilgili az çok bilgi sahibiydim. Ama içlerinde tek "budur arkadaş" dediğim Sema K. vardı. Nitekim günün birinde bende İstanbul'dayken, bi' gece Sema K. elinde kahveler ve beyaz çikolata ile bizi ziyarete geldi. Tabi o ara Canna dizi, ben ise Şampiyonlar Ligi maçı izliyordum. Tabi ki futbola tutkun biri olarak gelen Sema K. bile olsa, maç bitmeden yerimden kalkmam beklenemezdi. Nitekim maç bitene kadar yanlarına gitmedim. Sonrasın da gidip bu muhteşem insanla tanışma fırsatı buldum. O gün bu gündür "iyi ki hayatımda" dediğim insanlardan biri. Umarım hep öyle olur. O'nu tanıdıkça Canna ile birbirlerine neden "diğer yarım" dediklerini daha iyi anladım. Hakikaten birbirlerinin diğer yarısıydılar. Ama oldukça farklı şekilde. İki insan, iki dost ancak bu kadar birbirini tamamlayabilir... Benzer yönleri olsa da; tamamen iki farklı karakterde, ama bi' o kadar da uyum içinde olan iki dost Canna ve Sema K.. İnsan gerçekten hayret ediyor... Şunu da itiraf etmeliyim ki, Sema K. kadar düzenli, çalışkan, ne yaptığını ve ne istediğini bilen bi' kıza daha denk gelmedim. Ki böyle biri olduğunu zaten şu an da Prof. Dr olma yolunda ilerlemesinden rahatlıkla anlayabilirsiniz. Ben biraz şanslıyım ki, bunu O'nun yanında biri olarak görebiliyorum. Uzun lafın kısası; Sema K. son 4-5 yıl içerisinde başıma gelmiş en güzel şeylerin zirversinde yer alıyor. O'nu tanıyarak hayatıma mükemmel bi' dost, bi' arkadaş, bi' kardeş, bi' abla katmış oldum. "İyi ki varsın" diyor ve O'na da kocaman sevgiler yolluyorum.

Mustafa E.

Mustafa'dan bahsetmeye nereden başlamak gerek benim de fikrim yok. Tanışmamız lise yıllarımıza dayanıyor. Başlarda birbiriyle hiç anlaşamayan iki insan olarak yola çıkmış olsakta, lise bittiğinde hiç de öyle olmadığı gördük. İnsanın bi' kardeşe sahip olması için kan bağına gerek olmadığının canlı ıspatı Mustafa kardeşimdir. Bu zamana kadar her ne olursa olsun birbirimizin yanında olmaya çalıştık. İyi gün, kötü gün, berbat gün, daha berbat gün. Hiç farketmedi. Bu günlere kadar bu şekilde geldik. Bu şekilde de gitmeye çalışıyoruz. Hayat her ne kadar bizleri farklı yerlere sürüklemiş olsa da, gönüllerimiz hep bir. Şu an sizlere Mustafa ile olan bi' kaç anımı anlatmayı çok isterdim ama, yazının sonu harbiden gelmez. O yüzden bu yazı boyunca anılara hiç girmek istemiyorum. Ama çocuklarımdan tutun da, torunlarıma kadar anlatabileceğim birbirinden güzel, birbirinden eğlenceli ve birbirinden hüzünlü onlarca hikaye de yanımda olduğu için "İyi ki varsın kardeşim" deyip, Mustafa'yı da burdan kocaman selamlıyorum. 

Hakkı K.

Hakkı da Mustafa ile aynı şekilde, kan bağımız olmamasına rağmen bi' diğer kardeşimdir. Bana ve Mustafa'ya göre daha sakin bi' yapıdadır. Hakkı ile de lise yıllarından bu zamana kadar gelmiş bi' dostluğumuz, kardeşliğimiz var. Bu adamdan dünyada bi' tane daha arasanız, emin olun bulamazsınız. Şu an onunla da farklı yerlere sürüklenmiş vaziyetteyiz ama, daha bunu neredeyse hiç hissetmedik diyebilirim. Sürekli iletişimde olmaya çalışır, birbirimiz ile sürekli bağlantıda kalırız. Hakkı ile aramızdaki en büyük benzerlik ise aşk hayatımız. Çünkü ikimizde de böyle bi'şey mevcut değil :) Etraflıca düşündükten sonra bunun bizimle alakalı bi' durum olmadığını anladık. Uğruna çaba gösterilecek bi' insan karşımıza çıkmadığı sürece, artık hiç kimse için çaba sarfetmemeye karar verdik. B*k yedik ama olsun. Bi' gün elbet baharlar gelir... Neyse, konu bu değil. Hakkı, aynı zamanda FIFA'da ki en önemli rakiplerimden biridir. Her ne kadar sonuçlar genellikle benim lehime olsa da, ondan daha iyi olduğumu henüz kabullenmiş bi' yapısı yok. Olacak gibi de değil. Hakkı kardeşimle de birbirinden güzel, birbirinden dertli anılarımız mevcut tabi ki, bunu söylememe gerek yok. Ama en büyük anımızı kısmet olursa bu seneye sakladık. Başımıza bi'şey gelmeyecekse, yaz tatili için planları yapıyoruz. Hadi hayırlısı. Buradan Hakkı kardeşime de kocaman selamlar yolluyor ve "iyi ki varsın kardeşim" diyorum.

Eyüp Y.

En dengesiz kardeşimdir. Böyle dediğimi duysa eminim "şerefsiz" deyip, pis bi' gülüş atardı. Şaka bi' tarafa Eyüp'ün de yeri Mustafa ve Hakkı'nın olduğu gibi bambaşkadır. Aynı zamanda Eyüp, Hakkı'nın dolaylı yoldan teyzesinin oğlu oluyor. Bu denklemi henüz bende çözmüş değilim ne yazık ki. Sizde uğraşmayın bence. Eyüp ile tanışmamızın ve bi' dost, bi' kardeş oluşumuzun Hakkı'yla olan akrabalığı ile bi' alakası yok. Hayat öyle denk getirdi diyebiliriz. Eyüp, aramızdaki en duygusal ve en dengesiz kardeşimiz olarak kayıtlara geçmiştir. Ne zaman, ne yapacağını asla bilemezsiniz. Bi' gün iyiyken, bi' gün kötü olabilirsiniz. Ama bunların yanında bi' o kadar da delikanlı oluşu, her şeyi silip atan özelliğidir. O'nunla başımıza gelmeyen kalmamıştır. Gerçi hepsinde benim parmağım var, çünkü Eyüp ile uğraşmak, O'nu sinirlendirmek en büyük keyiflerimden... Ne zaman yan yana gelsek, elimden geldiğince üstüne oynarım. Beni bildiği için alttan alır tabi ama, aslında kendi de bu durumdan gayet hoşnut :) Öyle ki, bi' keresinde Eyüp  tamamen telefona odaklanmış şekilde yolda yürürken "kardeşim şu mağazaya bi' girelim, işim var." dedim ve Eyüp'ü bayan iç çamaşırı satan bi' mağazaya sokup, kendim içeri girmedim. Eyüp'ün kafasını kaldırdığı anda gördüğü manzara karşısında ki yüzünü görmeniz, hayat boyu gördüğünüz en eğlenceli şey olabilirdi. Bu sadece ufak bi' anımız. Daha niceleri var ama, her neyse. Her şey bi' tarafa; iyi günümde, kötü günümde yanımda olduğunu bildiğim bi' kardeşim de Eyüp'tür. Daha uzuun yıllar yan yana oluruz umarım. O'na da burdan kocaman selamlar yolluyor, "iyi ki varsın kardeşim" diyorum.

Nagihan E.

Nagihan ile tanışmamız tamamen şans. Şans diyorum çünkü Nagihan, 4-5 yıl önce gönlümün düştüğü kızın o zamanlardaki en yakın arkadaşıydı. O zamanlar ister istemez sancılı zamanlar geçiriyor ve Nagihan'ın bu konuda hiç bi' faydasını göremiyordum. Çünkü "bu konu sizin aranızda, benim müdahale etmem doğru olmaz" diyebilecek kadar düşünceli ve düzgün biriydi Nagiş. O zamanlar mükemmel bi' dost, mükemmel bi' kız kardeş sahibi olduğumu anlamıştım. Nitekim ilerleyen zamanlarda yanılmadım. O gün bu gündür sevincimi, hüznümü, derdimi, tasamı rahatlıkla anlatabildiğim nadir insanlardan biri diyebilirim Nagihan için. İnsanın hayatına böyle karakter sahibi ve karşı cinsten çok az sayıda insan girer. Ben şanslıydım ki böyle bi' insan hayatımdaydı. Saatlerce dertleştiğimizi de, saatlerce fikir alışverişi yapıp hiç bi' noktaya varamadığımıza da çokça denk gelmiştim. Günler böyle geçip giderken, Nagihan kardeşim de hayat denen rüzgar vasıtasıyla başka yerlere sürüklenmişti. Aramızda km'ler olsa da, O'nunla da bu uzaklığı çok hissetmedik diyebilirim. Sık sık birbirimizi arar ve durumlardan haberdar oluruz. Anlayacağınız, bu zamana kadar aşk'ın hiç bi' faydasını göremeyen ben; aşk sayesinde bi' kız kardeş kazanmış oldum. Çünkü zamanında o kıza gönlüm düşmemiş olsa, Nagihan'ı tanıyor olmayacaktım. Sırf bunun için arayıp, bi' teşekkür edebilirim aslında. (şaka tabi ki beyler. :D) Neyse, konuyu çok dallandırmadan Nagihan kardeşime de "iyi ki varsın kardeşim" diyerek, kocaman selamlar ileteyim. 


Yunus Emre A.

Bahsi geçen kişi; uzun zamandır iş ortağım olmakla birlikte aynı zamanda en iyi dostlarımdandır ve abimdir. 2007-2008 yıllarında vBulletin sistemleri ile başlayan muhabbetlerimiz, bizi bu günlere getirdi. Bir çok fikir alışverişi yaptık, bir çok işe el attık, bir çok proje bitirdik. Hepsinin altından da en iyi şekilde kalktık çok şükür. Daha bir çok fikrimiz, düşüncemiz mevcut ama, bir türlü zaman uydurup doğru dürüst kolları sıvayamıyoruz ne yazık ki. İş konularında genellikle uyuşamasakta, birbirimize hiç bir şeyi beğendiremesekte; yine de gayet iyi bir ikili olduğumuzu düşünüyorum. Resmen çift kişilik dev kadroyuz. :) Tabi ki hayatımız sadece işten, güçten ibaret değil. Bunlar dışında da bir çok muhabbetimiz mevcut elbette. Mesela, Yunus abim için akıl hocam diyebilirim. Böyle düşünmem de uzun süredir olan tanışıklığımızın mı yoksa O'nun her konuda en mantıklı şeyleri söyleyip, insanı en iyi yola yönlendirmesinin mi etkisi var bilemiyorum. Belki de sosyoloji üzerine yüksek lisans yaptığından bana öyle geliyodur :P Ama bu yine de O'nun ne kadar mantıklı ve düşünceli bir adam olduğunu değiştirmiyor. Umarım zaman bizim için en iyi şekilde akacak ve o düşündüğümüz, hayalini kurduğumuz günleride göreceğiz. İyi ki yazılım / web işlerine girişirken ortak bir yerlerden başlamışım da, Yunus Emre A. ile tanışma fırsatı yakalamışım. Sende en kocamanından "iyi ki varsın" abi. 


Devamı Yakında...

(Gamze Pınar T. - Taner İ. - Emel G. - Mehmet O. - Ömer T. - Ahmet Semih C.)

Unutmayın; arkadaşlık, seçilmiş kardeşliktir...


Yorumunu Gönder     Sende görüşünü yaz!

9 adet yorum yapılmış.   Sende yap!

Mehmet O demiş ki; 31 Ekim 2014 Cuma, 21:24
Sıra bana da geliyormuş :) Takipteyim...
İzni Burak Demirtaş demiş ki; 1 Kasım 2014 Cumartesi, 02:32
@mehmet; ayıpsın bro, gelmez mi hiç...
HaKKI demiş ki; 2 Kasım 2014 Pazar, 22:32
Kardeşim benim hakkımda ki düşüncelerin benden değil senin insanlığından , kardeşliğe adanmış olduğundan.Her zaman,her anında yanındayım , sonuna kadar .Teşekkürler ;)
Mercan demiş ki; 2 Kasım 2014 Pazar, 23:23
Heryerin zifiri olduğu bir günde
Allah ın izni ile görünen uzaklarda
bir atar damarınım kardeşim
Iyi ki Varsın . . .
İzni Burak Demirtaş demiş ki; 2 Kasım 2014 Pazar, 23:33
@Hakkı, @Mercan; siz ne güzel adamlarsınız be! iyi ki varsınız kardeşlerim :)
Yunus Emre demiş ki; 5 Kasım 2014 Çarşamba, 21:51
Listede bende varım ya la :D
İzni Burak Demirtaş demiş ki; 7 Kasım 2014 Cuma, 01:45
@Yunus Emre; ee heralde abi, ayıp ediyosun :)
Mehmet O demiş ki; 14 Ocak 2015 Çarşamba, 11:28
Hala buralara uğruyoruz sıra gelirse kaçırmayalım diye....
İzni Burak Demirtaş demiş ki; 14 Ocak 2015 Çarşamba, 19:29
@Mehmet; bro vallahi aklımda da bi' fırsat bulamadım. ama yakındır...

Yine aylar olmuş ve buralarda gözükmüyorum. Ne zaman "buralara daha çok vakit ayıracağım, bol bol yazacağım" desem, kesin başka bir şeyler çıkıyor; işler, güçler, yoğunluklar vs, odaklanamıyorum. Öyle ya da böyle bunu bir düzene oturtacağım. inatçıyım bu konuda....

8 Temmuz 2018, 04:55   —   #genel   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

Buraları yine oldukça aksatmış olmanın verdiği iç rahatsızlığı ile, geçen haftadan beri bir şeyler karalamaya olan isteğim ancak şu an vuku buluyor. Geçen hafta oldukça yoğun ve hareketli geçtiği için yazmaya vakit bulamadım aslında. Ya da ne bileyim, belki de bahane buluyorum......

27 Şubat 2018, 11:34   —   #genel   —   2 yorum var.   —   Devamını Oku »

Gidelim buradan...

"Gidelim buradan... Göğsünü sıkan, içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. Burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. Yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim....

5 Ocak 2018, 04:57   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

$_2018 = new HappyYear();

Zamanın ne denli hızlı aktığını bilmiyorum ama, gerçekten "su gibi" akıp geçiyor deyimi doğru galiba. Ne ara 2018 geldi, kapımıza dayandı; hiç bir fikrim yok. Oysa ben daha tarih yazmak zorunda olduğum kağıtlara "2017" yazmaya bile alışmamıştım. Şimdi bir de 2018 çıktı başımıza. ...

31 Aralık 2017, 17:10   —   #genel   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

İnsanın içindeki sıkıntıya bir isim, bir sebep bulamamasına hep şaşırmışımdır. Çok şaşırdığı ne varsa, bunları çok mu yaşıyor insanlar genelde hiç bilmiyorum. Ama bu en azından bende genelde böyle oluyor. Açık konuşayım mı? Birinin bir sözü vardı, ama kimindi hatırlamıyorum. Şöyle diyordu: "Kafamdan atamıyorum. Hep aklıma geliyor, hem de en tuhaf zamanlarda. Duştan çıkarken, sokakta yürürken, gece yatağıma yatarken; bilinçli olarak bir şey düşünmediğim zamanlarda."... Sanki hayat denen bu değişik alem içinde, bir yerlerde bu söz içerisinde bir yerlerde sıkışmış kalmış gibiyim. Nedenini bilmiyorum. Belki de biliyorum. Belki de bildiğimi bilmiyorum. Belki anlatamıyorum, belki anlatmak istemiyorum. Belki içimden atmak istiyorum. Belki de atamıyorum. Belki seviyorum, belki de yine seviyorum.. Bazen çok saçmalıyorum değil mi? Biliyorum. Sarhoş da değilim ama olmadığıma da beni kim ikna edebilir? Zaten sarhoşken de anlatamıyorum. Atamıyorum. Seviyorum. Neyse, belki de en iyisi uyumak.

11 Aralık 2017, 04:27   —   #karalamaca   —   3 yorum var.   —   Devamını Oku »

hello İstanbul!

Üniversite hayatını bitirdik. Aslında planım, elimdeki projeler ile ilgilenip bir yandan da sene sonuna kadar kafa dinlemekti. 2018 itibariyle iş-güç arayışlarına girişecek ve mutlu olabileceğim, bana bi'şeyler katabilecek, hem kendime hem onlara fayda sağlayacağım bir şirket bulmak için adımlar atacaktım. Tahmin edeceğiniz üzere planlar yine tutmadı....

6 Ekim 2017, 10:02   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

Eylül'dü. 
Dalından kopan yaprakların, 
Sararan yanlarına yazdım adını. 
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. 
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. ...

16 Eylül 2017, 17:13   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »
daha fazla göster