yoksa ben ilişki uzmanı mıyım?

17 Mayıs 2013 Cuma, 03:13 sularında İzni Burak Demirtaş tarafından #karalamaca konularında yazılmış.
Yazıldığından bu yana, 2868 kez okunmuş ve 0 yorum almış.

Yine klasik bir gece yaşıyor ve NTVSpor eşliğinde kod yazıyordum. Bu sırada aklıma gelen bazı cümle veya cümlecikleri bir yerlere not alıp, "ilerde kullanabilirim" düşüncesinin verdiği mutlulukla yazdıklarımı kaydediyordum. Sonra birden durdum ve kendime dedim ki, "bir şeyler yazmak için illa bir şeyler mi olması lazım?" Saçma sapan bir soruydu bu kendime sorduğum. Hem saat gecenin 3 olmuştu, neden böyle sorular soruyordum kendime? Kalkıp bir çay koysam iyi olacaktı ama, evde çay kalmamıştı.

Bir kaç dakika ne yapacağıma karar vermeye çalıştıktan sonra, hiç bir karar alamamanın verdiği huzur ile yine sağ sola bakınıyordum. "Müzik ruhun gıdasıdır" ata sözünden yola çıkarak, ufak bir playlist hazırladım. İçimdeki huzur kat be kat artmıştı. Merak ediyordum bu güzel huzurun ne zaman bozulacağını ve moralimin içine ne zaman s.çılacağını derken Facebook'tan sevdiğim bir kız arkadaşım gayet dertli bir şekilde "n ypyosun Burak :(" yazdı. Acaba neden cümlenin sonuna üzüntü işareti koymuştu? Böyle bir soru cümlesinin böyle bir simge ile bitmesi pek hayra alamet değildi. Ne yaptığımla alakalı bir kaç cümleyi Türkçe'ye uygun ve kısaltmalar yapmadan gönderdim. Alttan "Dilimizin önemi" adlı mesajıda ona ilettiğimi düşünüyordum. Biraz muhabbet ettikten sonra üzüntüsünün bir erkekden kaynaklı olduğunu anladım. Zaten başka ne olabilirdi ki? Gecenin üç'ün de bana "n ypyosun Burak :(" dedirtebilecek sebep başka ne olabilirdi ki zaten? Kadınların duygusal varlıklar olduğunu biliyordum. Ama bu erkeklerin duygusal olmadıkları anlamına gelmiyordu. Ona destek olabilmek amaçlı neler olduğunu ve neden bu halde olduğu ince bir dille sordum. Kadınların çoğu hali zaten çekilmez iken, ben bir de bir kadının üzüntüsünün tavan olduğu bir ana denk gelmiştim. Kendimi çölde gezen bedevi gibi hissediyordum.

Nitekim olayı anladıktan sonra bu saatte neden uyumadığımı ve internette olduğumu düşünerek kendime küfür ettim. Zira, arkadaşımın bu denli üzülmesine sebep olacak hiç birşey yoktu ortada. Yine kadınların olayları büyütmesinden veya kendince anlamasından kaynaklı sorunlar ve üzüntülerdi bunlar. Tabi ben yapmam gereken şeyi yapıp; iyi bir arkadaş, iyi bir derttaş olarak tavsiyelerimi görüşlerimi ona ilettim. Bana hak veriyordu. Ama bana hak vermesinin, benim söylediklerimi yapacağını anlamını taşımadığını içten içe biliyordum. Çünkü bir kadına bir değil, on akılda versen; o yine kendi bildiğini yapacaktı. Ve ben bunun farkındaydım.

Artık bu muhabbeti uzatmak istemediğimden kaynaklı olsa gerek, biraz işim olduğunu daha sonra tekrar konuşabileceğimizi söyledim. Tabi ki inanmamıştı ama, hiç bozuntuya vermemişti. Bu saatte ne işim olabilirdi ki? Çevremdeki yakın gördüğüm insanlarla bu tarz duygusal mevzuları konuşup, dertleşebilen biriydim. Fakat bu arkadaşım, söylediğim gibi öyle yakın bir arkadaşım değildi. Ayda bir belki konuştuğum biriydi. Bana bunları anlatıp, benden fikir alması gerektiği düşüncesine nereden kapılmıştı acaba? Dışardan bakınca ilişki uzmanı gibi mi gözüküyordum? Ki ben bu mevzularda kendi başına ilaç süremeyen biriydim, başka birine nasıl, ne şekilde bir faydam dokunabilirdi? Veya benim bu konuda ona bir faydamın dokunacağını nereden çıkarmıştı? Gece gece bir şeyleri yoluna koyup, iki dakika huzur ile müzik dinlemeye çalışmış, fakat yine başaramamıştım.

Artık kod yazdığım pencereleri, tasarım düzenlediğim uygulamaları ve geride kalan ne varsa kapatıp, uykuya dalmam gerektiğini hissediyordum. İlk etapları yapmak kolaydı, ama hiç uykum olmadığı halde nasıl uykuya dalacağım konusunda hiç bir fikrim yoktu. Ve bence bu güzel bir haberdi. 


Yorumunu Gönder     Sende görüşünü yaz!

Hiç yorum yapılmamış.   İlk yorumu sen yap!

Yine aylar olmuş ve buralarda gözükmüyorum. Ne zaman "buralara daha çok vakit ayıracağım, bol bol yazacağım" desem, kesin başka bir şeyler çıkıyor; işler, güçler, yoğunluklar vs, odaklanamıyorum. Öyle ya da böyle bunu bir düzene oturtacağım. inatçıyım bu konuda....

8 Temmuz 2018, 04:55   —   #genel   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

Buraları yine oldukça aksatmış olmanın verdiği iç rahatsızlığı ile, geçen haftadan beri bir şeyler karalamaya olan isteğim ancak şu an vuku buluyor. Geçen hafta oldukça yoğun ve hareketli geçtiği için yazmaya vakit bulamadım aslında. Ya da ne bileyim, belki de bahane buluyorum......

27 Şubat 2018, 11:34   —   #genel   —   2 yorum var.   —   Devamını Oku »

Gidelim buradan...

"Gidelim buradan... Göğsünü sıkan, içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. Burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. Yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim....

5 Ocak 2018, 04:57   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

$_2018 = new HappyYear();

Zamanın ne denli hızlı aktığını bilmiyorum ama, gerçekten "su gibi" akıp geçiyor deyimi doğru galiba. Ne ara 2018 geldi, kapımıza dayandı; hiç bir fikrim yok. Oysa ben daha tarih yazmak zorunda olduğum kağıtlara "2017" yazmaya bile alışmamıştım. Şimdi bir de 2018 çıktı başımıza. ...

31 Aralık 2017, 17:10   —   #genel   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

İnsanın içindeki sıkıntıya bir isim, bir sebep bulamamasına hep şaşırmışımdır. Çok şaşırdığı ne varsa, bunları çok mu yaşıyor insanlar genelde hiç bilmiyorum. Ama bu en azından bende genelde böyle oluyor. Açık konuşayım mı? Birinin bir sözü vardı, ama kimindi hatırlamıyorum. Şöyle diyordu: "Kafamdan atamıyorum. Hep aklıma geliyor, hem de en tuhaf zamanlarda. Duştan çıkarken, sokakta yürürken, gece yatağıma yatarken; bilinçli olarak bir şey düşünmediğim zamanlarda."... Sanki hayat denen bu değişik alem içinde, bir yerlerde bu söz içerisinde bir yerlerde sıkışmış kalmış gibiyim. Nedenini bilmiyorum. Belki de biliyorum. Belki de bildiğimi bilmiyorum. Belki anlatamıyorum, belki anlatmak istemiyorum. Belki içimden atmak istiyorum. Belki de atamıyorum. Belki seviyorum, belki de yine seviyorum.. Bazen çok saçmalıyorum değil mi? Biliyorum. Sarhoş da değilim ama olmadığıma da beni kim ikna edebilir? Zaten sarhoşken de anlatamıyorum. Atamıyorum. Seviyorum. Neyse, belki de en iyisi uyumak.

11 Aralık 2017, 04:27   —   #karalamaca   —   3 yorum var.   —   Devamını Oku »

hello İstanbul!

Üniversite hayatını bitirdik. Aslında planım, elimdeki projeler ile ilgilenip bir yandan da sene sonuna kadar kafa dinlemekti. 2018 itibariyle iş-güç arayışlarına girişecek ve mutlu olabileceğim, bana bi'şeyler katabilecek, hem kendime hem onlara fayda sağlayacağım bir şirket bulmak için adımlar atacaktım. Tahmin edeceğiniz üzere planlar yine tutmadı....

6 Ekim 2017, 10:02   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »

Eylül'dü. 
Dalından kopan yaprakların, 
Sararan yanlarına yazdım adını. 
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. 
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. ...

16 Eylül 2017, 17:13   —   #karalamaca   —   Yorum yok.   —   Devamını Oku »
daha fazla göster